Herzlich Willkommen auf www.i-stiftung.ch


Assalamünaleyküm

Değerli müslümanlar  Sayın Cemaatımız Malumunuz olduğu üzere CRONAVİRUS dolayısı ile isviçre hükümetinin almış olduğu tedbir den dolayı, Camimiz her türlü ibadet ve proğramlara kısıtlı Şekilde açıktır. anlayışınız için Teşekkür ederiz.


As Salamu alaykum Liebe Geschwister-

 

Unsere Mescid Für gebets und Veranstaltungen wegen CRONAVIRUS Nur Beschränkt eröffnet.

 


Kurban ve Hikmetleri

Kurban ve Hikmetleri: Şevket Tandoğan

Bilindiği üzere, kamerî aylardan zilhicce ayının onuncu, on birince ve on ikinci günlerinde Allah’a ibadet ve

yakınlık niyeti ile kesilen 5 çeşit hayvana kurban (kurbanlık) denilir.

Bunlar; koyun, keçi, sığır, deve ve mandadır.

Aslî ihtiyaçları ve borçlarından sonra, nisap miktarı mala sahip olan hür, mukîm ve ergen her Müslüman’ın

kurban kesmesi vâciptir. Kurban: Nimetlere teşekkür mahiyetinde,

Allah rızası için bir fedakârlık olduğu gibi, hem de Allah’ın kullarına bir ziyafetidir.

Bu sebeple bir bölümü fakirlere, bir bölümü komşu, dost ve arkadaşlara, diğer kalan bölümü de

hane halkına ikram edilir.

Böylece; her gün yüzlerce hayvan kesimiyle, çoğunlukla elitlerin et tüketimini görmezden gelerek,

kurbana hayvan katliamı diyen, kimi densizlerin tam tersine,

senede bir sevinç, yardımlaşma ve dayanışma yaşanır.

Hülasa olarak: Kurban dînî, ahlâkî ve sosyal pek çok faydalar ve hikmetler taşımaktadır.

Akl’ı-selim sahibi her kes bunu takdir eder.

Hz.Peygamberimiz (s.a.v.) meâlen şöyle buyurmuşlardır:

“Kurban kesiniz ve ona iyi muamele ediniz. Çünkü bir kimse kurban alır, onunla kıbleye dönerse,

kıyamet günü o kurbanın kanı ve tüyü onu koruyan iki kalkan olur.

Muhakkak ki, kurbanın kanı Allah’ın muhafazasında toprağa dökülür.Bu sebeple de çok mükâfata nail olursunuz”

“Kurban kesiniz. Çünkü o atanız Hz. İbrahim’in sünnetidir.”

“kim gücü yerinde olduğu halde, (kasden) kurban kesmezse, namazgâhımıza yaklaşmasın.”

“Kurbanlarınızı büyük (ve semiz) olanlardan seçiniz. Çünkü o kıyamet günü, sıratta bineğinizdir.”

Kurbanlık hayvanlar Allah’ın emrine boyun eğerek, teslimiyet içinde kesilirler. Mevlâ ona ilham eder.

Kesileceğini bilir. Onun için, kesmeden önce onu hırpalamamalı, sürüklememelidir.

Ne mutlu ona ki, bizim yerimize kendini feda ederek, Allah için kurban oluyor.

Kurbana niyet ve sahibinin ruh hali çok önemlidir. Şöyle ki;

Yâ Rabbi! Şu vücudum sana karşı o kadar hata ve isyan etti ki, affedilebilmem için, kendimi sana kurban

etmem lazım. Fakat sen insan kurban etmeyi haram kıldığından, vücuduma bedel olarak bu hayvanı kesiyorum

, kabul eyle, diyerek niyet edilir.

Besmele ile, “İnnî veccehtü vechiye lillezî fetara’s-semâvâti ve’l-arda hanîfen ve ma ene mine’l-müşrikîn”

okunur. Devamla; “Allahümme inne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbi’l-alemin.

Lâ şerîke lehû ve bizâlike ümirtü ve ene evvelü’l-müslimîn” dualarını okuduktan sonra; şöyle tekbir getirilir:

“Allâhü ekber, Allâhü ekber, lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber Allâhü ekber ve lillâhi’l-hamd.

Bismillâhi Allâhü ekber.”Deyip,ara vermeden,konuşmadan hemen kendisi, kesemiyorsa vekili olankişi keser.

Hayvanı kıbleye doğru yatırıp kesmek, sonra da 2 rek’at şükür namazı kılmak sünnettir.

Kurbanın maddî ve mânevî olmak üzere yedi mühim fâidesini, Hz. Üstâzın sözlerinden öğrenelim:

1- Gadab-ı ilâhiyi söndürür.

2- Rızâ-i ilâhiyi celb eder.

3- Çok kurban kesilen bir memlekette harp olmaz.

4- Eğer bir insan maddi durumu müsait olup da kurban kesmezse, o adamın ya kendisinden veya aile

efrâdından, yahut da malından, servetinden bir kan çıkacaktır.

5- Kurbanda çoluk-çocuk ve fakir-fukara için umumi maslahat ve mutlak bir menfaat vardır.

6- Kurban bayramında afv-umumî tecellî eder.

7- Kurban münkiri Allahsızların neticesi, sonu intihardır. Kendi kendilerini katlederek ebedi cehenneme

yuvarlanır giderler.

Kurbanla ilgili fıkhî konular çok uzun ve detaylıdır. İlmihal kitaplarında yazılmıştır.

Biz burada sadece önemini ve hikmetlerini belirtmeye çalıştık. Hz.İbrahim ve oğlu Hz.İsmail’in

büyük imtihanını hatırladığımızda, sabır ve teslîmiyetin önemini önemini iyi anlarız.

Bu anlayışla, bayramın ve kurbanın hayırlara, huzur ve barışa vesile olmasını dilerim.

Bayramınız Kutlu, Kurbanınız Makbûl Olsun.

 


Muhakkak ki: biz onu (Qur'an'ı) Qadir gecesinde indirdik . 1﴿

Qadir gecesinin ne olduğunu sana ne bildirdi!  2﴿

Qadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. ﴾ 3﴿

Onda, Melekler ve Ruh Rablerinin izniyle her bir emrden iniverir﴾ 4﴿

O gece, tan yeri ağırıncaya kadar bir selametir.5﴿

Sevgili Peygamberimiz de bu gecenin fazileti hakkında şöyle buyurmuştur:

«Kim ki, faziletine inanarak ve mükâfatını Allah'tan bekleyerek Qadir Gecesini ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.»

Qadir gecesini Ramazanın yirmisinden sonra tek günlerde aramalıdır.

Qadir Gecesi biz mü'minlere Allah Teâlanın büyük bir lütfu ve sonsuz rahmetinin eseridir.

Bu geceyi Allah rızası için namaz kılarak, Qur'an-ı kerim okuyarak ve dûa ederek en iyi bir şekilde değerlendirmeliyiz.

Hz. Aişe (R.A.) bir gün Peygamberimize (s.a.s.):

-«Ya Rasûlellah: Qadir Gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?» diye sordu.

Peygamberimiz şöyle buyurdu:

اَللّٰهُمَّ اِنَّكَ عَفُوٌّ كَرِيمٌ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنّـِى

-«De ki: Ya Rab; sen çok affedicisin, affetmeyi seversin, beni afffet.»

Sevgili Peygamberimizin öğrettiği bu duayı, biz de Qadir Gecesinde tekrar edelim.

Mubarek  geceleri; Allah rızası için namaz kılmak, Qur'an-ı kerim okumak,

Peygamberimize salât ve selâm getirmek, günahlarımızın bağışlanması için Allah'tan afv

dilemek, dünya ve ahirete ait dileklerimiz için dua etmek ve yapacağımız yardımlarla yoksulları sevindirmek suretiyle ihya etmeliyiz.

 

Bilhassa İslâm ‘âleminin, bu zamandaki musibetlerden kurtuluşu için

Allah C.C. hü ye çok yalvarmalıyız…….



Rahmet, Bereket, Mağfiret, İhsan, İkram, Qur’an-ı Kerim ve Oruç ayı; MUBAREK RAMAZAN
Allah Celle Celâlühü ibadetleri Qamer; yani ay senesine göre emretmişdir. Ay senesi güneş senesinden on veya onbir gün daha kısadır. Bu sebebden dolayı Ramazanı şerif, her sene daha erken gelmektedir. Ramazan hicri ayların dokuzuncusudur. Muharrem birinci aydır. Safer, Rabi-ülevvel, Rabiül-âhir, Cemadiyel-evvel, Cemadiyel-âhir, Receb, Şa’ban, Ramazan, Şevval, Zil-qa’de, Zil-hıcce. 

Zil-hıcce, on ikinci aydır, hac ayıdır, Zil-hıccenin onu Qurban bayramıdır.

Ramazan ayı islâm âleminde onbir ayın sultanı olarak isimlendirilmişdir.

Ramazan; rahmet ayıdır çünkü, rahmeti ilâhiye bu ayda mü’min qullar üzerine artarak yağar.

Ramazan; bereket ayıdır çünkü, müslümanlar bu ayda maddi olarak iftar ve sohur sofralarıyla, manevi olarak da  oruç ve teravihlerin sevablarıyla bereketlendirilir.

Ramazan mağfiret ayıdır çünkü, Allahü teâlâ hazretleri oruç tutup namaz kılanları, fakir fukaraya yardımda bulunanları, hayır ve hasenat yapanları bu ayda daha fazla mağfiret eder. Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: ‘’Her kim Ramazan orucunu inanarak ve (yalnız Fazl-ı İlâhî'yi umarak) sadece Allah için tutarsa geçmiş günahları mağfûr olur.’’ Yani afvolunur.

Ramazan ikram ayıdır çünkü, bu ayda hısım akrabaya kolu komşuya yapılan ikramlar artar.

Ramazan Qur’anı kerim ayıdır çünkü, Müttaqilere hidayet yolunu gösteren, hak ile batılı ayıran, Allahü teâlânın son peygamberine göderdiği, içinde hiçbir şübhe olmayan, son kitabı, Qur’anı Kerim bu ayda inmeğe başladı. Aynı zamanda bu ayda çok Qur’anı Kerim okunmaktadır.

Ramazan Oruç ayıdır çünkü, mükellef olan müslümanlara, bu ayın tamamında oruç tutmak farz kılındı.

Allahü teâlâ hazretleri bakara suresi, 185. Âyeti celilesinde mealen şöyle buyuruyor. ‘’Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Qur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o ayda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı ta’zim etmeniz, şükretmeniz içindir.’’

 

Ramazan qadri yüce bir ayıdır çünkü, onda yapılan ibadetlerin mukâfâtı diğer aylarda yapılan ibadetlerden kat kat fazladır. Ramazan ayı içinde, bin aydan (83 sene 4 ay) daha hayırlı olan Qadir gecesi vardır ki: Qur’anı kerim o gecede inmeye başlamış 23 senede tamamlanmışdır. Bu gecede yapılan bir ibadet bin ayda yapılan ibadetten daha hayırlıdır. Bu da Allah Celle Celâhünün ümmeti Muhammede çok büyük bir ikramıdır.

Qadir suresinde Cenabı Allah; ‘’Biz O Qur’anı qadir gecesinde indirdik, qadir gecesi nedir idrak ettin mi?  Qadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Rablarının izniyle, her emirden, Ruh ve melekler o gecede iner de inerler. Fecir doğuncaya kadar o gece selâmettir’’ buyurmaktadır.

 

Böyle bir mubarek ayı ve böyle mubarek günleri nasıl karşılamalıyız? Ehil ve evladlarımıza bu faziletleri nasıl anlatmalıyız? Bu fırsatları kaçırmamak için ne yapmalıyız? ve neler yapmamalıyız?

 

Cevab için soru;

Eğer şurda bir aylık iş var ve ücrti bire on, kim koşmaz? Meselâ; dört bin alan, 40 bin alacak, üç bin alan 30 bin alacak, Kim bu işe boş ver der?

Cenabı Allah qadir gecesinde, bire, bin ay vaad ediyor. Hayır işlere diğer aylarda bire on sevab vaad ediyor, Ramazanda ise kat kat fazla bahşedeceğini, hadisi qudsisinde, ‘’Oruç benim için, mükafatı da bana aiddir’’ buyuruyor.

 

Cenabı Allah cümlemizi, hüsnü niyyet ve ihlasla ameli salih işlemeye, ve de imanı kamil sahibi olmaya muvaffak eyleye. Bizleri Ramazanı şerifin kıymetini bilenlerden eyleye. Afiv ve mağfiret olunan kullarından kılp, Cennet ve Cemâliyle müşerref eyleye. Âmiin.

 

Peyğamber, sallallahü aleyhi vesellem efendimiz; ‘’Ramazandaki fazıleti bilseydiniz, bütün senenin ramazan olmasını temenni ederdiniz’’ buyurmaktadır.

 

 İ.H. Soğukoğlu



Bilirim

 

1. BENDENİZ itikatta Mâturidîyim. Ehl-i Sünnetin itikatta iki imamı vardır. İmam Eş’arînin ekolü de haktır.
 2. İtikatta Ebu Hanife hazretleri de imamımdır.
 3. İslamı hayata uygulamada, fıkıh konusunda mezhebim Hanefîliktir. Diğer üç mezhebi de hak bilirim.
 4. Sahih bir itikada sahip, Şeriata, İslamın zâhir hükümlerine bağlı olmaları şartıyla bütün tasavvuf tarikatlarını hak bilirim, onlara muhabbet ederim, hiçbirini dışlamam. 
 5. Bir Ehl-i Sünnet ve Cemaat Müslümanı olarak İslam hükümlerinin dört kaynağı olduğunu bilirim: Kur’an. Sünnet, icmâ, kıyas.
 6. Sünneti tamamen veya kısmen inkar edenleri sapık ve bozuk bilirim.
 7. Meşrebleri ne kadar farklı ve değişik olursa olsun, Ehl-i Sünnet dairesi içindeki bütün ehl-i Tevhid ve ehl-i Kıble mü’minleri kardeş bilirim. 
 8. Sünnî bir Müslüman olarak, ilmi ve icazeti olmayan cahillerin Kur’anı kendi re’y ve hevaları ile yorumlayıp ondan hüküm çıkartmalarına karşıyım.
 9. Resulullah Efendimizi (Salat ve selam olsun ona) biz mü’minler için en güzel örnek, model, rehber, mürşid bilirim.
 10. Akılsız kimsenin mükellef olmadığını, Müslüman olabilmek için akıllı olmak gerektiğini, aklı eğitmek, geliştirmek, güçlü hale getirmek icab ettiğini bilirim ama aklı dinin kaynağı olarak görmem.
 11. Ehl-i Sünnet dışı bütün fırkaların, tartışmalı konularda Ehl-i Sünnete aykırı bütün inançlarının, görüşlerinin bâtıl olduğunu bilirim.
 12. Ehl-i Sünnetin “Setefterikû…” hadîsinde bildirilen Fırka-i Nâciye olduğunu bilirim.
 13. Haricîlerin, Mutezilenin, Râfizîlerin, Mücessimenin, müşebbihenin, Vehhabîliğin, Fazlurrahmancılığın, light ve ılımlı İslamcılığın, Kemalist İslamcılığın, Feminist İslamcılığın ve diğer bütün dalalet ve bid’at fırkalarının bâtıl olduğunu bilirim.
 14. Fırka-i Nâciye ile dalâlet fırkalarının eşit olmadığını bilirim.
 15. Kur’anda birleşmek için Ehl-i sünnet ve Cemaat dairesi içinde bulunmak gerektiğini çok iyi bilirim.
 16. Zaruriyat-ı diniyenin birini bile inkar ve red edenlerin küfre düştüklerini bilirim.
 17. Resulullahtan sonra eski Şeriatların hükümlerinin kaldırılmış olduğunu, zamanımızda tek hak dinin ve şeriatın İslam olduğunu aynelyakin bilirim.
 18. Ümmet birliğine inanırım ve onu isterim.
 19. İslamcılıklar Protestanlığı tefrikasına karşıyım.
 20. Ümmetin başında âlim, fakih, müctehid, âdil, râşid, muktedir, siyasetten anlayan, muhlis, muslih, muttaqi, sâlih, bilge, âbid, dirayetli, kiyasetli, firasetli, Resulullahın vekili ve varisi muhterem bir zatın bulunması ve mü’minlerin ona biat ve itaat etmesi gerektiğini bilirim.
 21. Dinî, islamî konularda hizip ve fırka taassubuna, holiganlığına, militanlığına karşıyım.
 22. Müslümanım ama İslamcı değilim.
 23. Ümmet işlerinin ehil, uzman, güvenilir kimselerle istişare edilerek (onlara danışılarak, görüş ve fikirleri alınarak) görülmesinin gerektiğini iyi bilirim.
 24. Allaha isyan konusunda yaratıklara itaat edilmeyeceğini iyi bilirim.
 25. Helalleri haram, haramları helal bilmenin küfür olduğunu bilirim.
 26. Beş vakit namazı dosdoğru kılmak farzdır, namazı terk ve ihmal etmenin küfre kadar götüren büyük bir günah olduğunu bilirim. 
 27. İhlassız ibadetlerin ve hayırların makbul olmadığını bilirim. Bir amelin sâlih olması için ihlasla yapılması gerekir.
 28. Kur’an’da kesin şekilde bildirilen hadleri kabul etmeyenlerin, bu devirde bunların hükümleri geçerli değildir diyenlerin dinden çıktıklarını bilirim.
 29. İslam Şeriatinin ahkâmının Kıyamet’e kadar yürürlükte olduğunu, başka yeni bir Şeriat gelmeyeceğini bilirim.
 30. Râsih, muttaqi, icâzetli, ihlaslı, sâlih din alimlerinin, fakihlerin, kâmil mürşidlerin; ülü’l-emr olduklarını ve Müslüman halkın İslamı onlardan öğrenmesi, onları dinlemesi, onlara itaat etmesi gerektiğini bilirim.
21.08.2016

M. Şevket Eygi



Müslümanların Yürekler Acısı Hali

01 Aralık 2013 Pazar 08:10

ŞU dershaneler savaşında Müslümanların yürekler acısı haline bir kere daha gördük. Birlik, ittifak, akl-ı selim, insaf, adaletli düşünce, önce iyice düşün ve arıştır, sonra istişare ederek karar ver zihniyeti kalmamış mı diyeyim, pek az kalmış mı diyeyim.
Bu dershane savaşı (birileri bu ihtilaflı meseleyi savaş dönüştürmüştür) bir sebep değil, neticedir. Meselenin su altında kalmış, halkın çoğunun bilmediği derin sebepleri vardır. Bu sebepleri bilenler açıkça söyleyemiyor, yazamıyor.
Dershaneler, konunun ihtilafın tamamı değil, sadece bir parçasıdır. Konuyu doğru şekilde anlayabilmek için diğer parçaları, bütünü bilmek gerekir.
Halkın çoğunluğunun oylarıyla, meşru ve serbest bir seçimle iş başına gelmiş sivil bir iktidar elbette sızma hareketleriyle, saray darbeleriyle düş(ürül)meyi istemez.
Elbette düşürülme teşebbüs ve planlarını akamete uğratmak için tedbirler alır.
Yıllardan beri ülkemizde çok acayip bir satranç oynanmaktadır. Bu satrancın mahiyetini, içyüzünü bilen kaç kişi vardır?
Türkiye halkının çoğunluğu Müslümandır ama bu Müslümanlar tek bir Ümmet halinde bir ve beraber midir? Maalesef değildir.
İsrail’in, ABD’nin, AB’nin Türkiye ile ilgili emelleri, planları, hesap kitapları, stratejileri var mıdır, yok mudur? Yoktur diyen çıkarsa o bir uyurgezerdir, geri zekalıdır.
Eskiden vesayet rejimi vardı, devletimiz ABD’nin bir tür uydusu (zoraki müttefiki) idi. Süper güç Sabataycılar, Kriptolar vasıtasıyla Türkiyeyi dizginleyebiliyordu. Şimdi nisbeten demokrasi var. Bu dizginleme işi sadece Dönmelerle olmuyor. Binaenaleyh Müslümanların içine sızdılar.
Şimdi önemli soru şudur: Türkiyede İsrail, Siyonizm, ABD, Haçlılık, AB ve diğer dış güçlerle işbirliği yapan Müslümanlar var mıdır? Bendeniz vardır, bu hususta çok karineler bulunmaktadır diyorum. Birileri de yoktur diyebilir.
Bilhassa İsrail ve ABD, Türkiyenin çok ılımlı da olsa İslama kaymasından korkmaktadır. Bunu kesinlikle durdurmak istemektedirler. Bu maksatla da bir kısım Müslümanları kullanacaktılar.
Bu gidişi, birtakım Müslümanları kullanarak dizginlemek, frenlemek, hattâ durdurmak istemeleri onlar açısından gayet tabiîdir.
Eskiden bu işler askerî darbeler ile yapılıyordu. Bu yol, şimdilik kapanmıştır. Geriye sivil darbe kalmaktadır.
Başına buyruk hareket eden Başbakanı devirmek, yerine uysal, söz dinler, fantoş bir Başbakan getirmek istiyorlar.
Yine cumaya falan gitsin ama İsraile, Siyonizme, ABD’ye zarar vermesin, bir tehdit oluşturmasın.
Bugünkü iktidar nice kiliseyi restore ettirdi, yeni kiliseler yapılmasına izin verdi, hattâ Rum Ruhban okulunu açmaya hazırlanıyor ama Haçlı emperyalist güçler bu kadarına razı değiller.
Onlara göre en iyi çare uysal bir Başbakandır.
O da bir saray darbesi ile başa geçirilebilir.
Son elli altmış yıl içinde ABD nice ülkede böyle askerî veya sivil darbeler yaptırtılmamış mıdır?
Siz Gezi kalkışmasının birkaç mâsum heyecanlı gencin fevrî işi olduğunu sanıyorsanız aklınız çok kötü durumdadır derim.
Evet Türkiyede çok acayip ve tehlikeli bir satranç oynanmaktadır ve bu oyunun bir kısım piyonları Müslümandır.
Bendeniz bildiğim kadarının hepsini yazamam. Gözü kara bilen bir kişi çıksa da, şu dershaneler savaşının yüzünü astarını, su seviyesinin altındaki kısmını, mahiyetini derli toplu yazıverse. Yazıverse de, hiç olmazsa halkın bir kısmı öğrense.
Türkiyenin şu gayr-i millî Kemalist “Millî Eğitimi” kaç nesle liselerde doğru dürüst mantık eğitimi vermedi. Arada Müslüman çoğunluk da, nadir istisnalar dışında mantıksız kaldı. Az da olsa mantık kültürüne sahip olmayan kimseler sebeplerle neticeleri tefrik edemezler (ayırt edemezler).
Dershaneler sebep değil, neticedir…
(Bir soru: Acaba bilcümle dinsizler, İslam karşıtları, Şeriat düşmanları, Kemalistler, vesayetçiler, 1930’lu yılların hasretini çekenler, agresif ve yıkıcı muhalifler, en tabiî ve haklı dinî faaliyet ve hizmetlere irtica diyenler; şu dershane konusunda niçin belli bir tarafı heyecanla, canla başla, var gayretleriyle desteklemektedirler? Dün kara dediklerine bugün niçin ak diyorlar? Herkes bu sorunun cevabını düşünsün. Bu dinsizler hidayete mi geldiler, yoksa seçimle gelmiş iktidarı zayıflatıp yıkıp eski günlere mi dönmek istiyorlar?)


HOŞ GELDİN YA ŞEHRİ RAMAZAN

 

Değerli müslümanlar Ramazan ayınız mübarek olsun

 

Rabbimize ne kadar şükretsek azdır bizleri bu mübarek aylara kavuşturduğu için.

 

Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluştur. Bu ayda emri altındakilerin yükünü hafifleten - onlara yumuşak davranan - kimseyi Allah Teâlâ bağışlar ve onu cehennem azabından korur.

Içinde bin aydan daha faziletli kadir gecesini barındıran bu mübarek Ramazan ayı Tüm insanlığa müslüman kardeşlerimize ve ülkemize hayırlar getirsin inşAALLAH .

 

Muhterem kardeşlerım ve değerli Cemaatımız isviçre islam cemiyetleri federasyonu olarak camimiz de Ramazan ayı boyunca her gün öğle namazına müteakip mukabele okunacaktır erkek ve hanım kardeşlerimiz takip edebilirler. Her akşam teravih namazından yarım saat önce hocalarımız tarafında vaaz u nasihat yapılmaktadır.

 

Her Ramazan olduğu gibi camimizde ülkemizde ve diğer yerlerdeki ihtiyaç sahiplerine ve talebelere ulaştırmak üzere zekat ve fitre toplamaktayiz.

 

GÜNCEL

 

Maalesef nerdeyse tüm islam ülkelerinde mübarek aylarda bile kan akmaya devam etmektedir Demokrasi diye diye müslümanları demokrasiye ikna ettiler, bu seferde kendileri sömürü çarkını devam ettiremiyeceklerini anlayınca tekrar dikdatorluğa sarıldılar. Atalarımız ne demiş domuzdan post gavurdan dost olmayacağını alenen görmüş olduk.

Haq batıl mücadelesi tabiki kıyamete kadar devam edecek lütfen bizler safımızı belirleyelim HAQ dan mı? batıldanmı?yoksa nemelazımcılardanmıyız?

 

içinde bulunduğumuz bu mabarek aylarda lütfen nefis muhasebesi yapalım. Gözümüzün önünde daha dün gibi yakın bir zamanda senelerce dikta rejimlerinin altında inim inim inleyen mısırlı kardeşlerimize kendi koymuş oldukları sisteme göre tek başına iktidar oldukları halde neyi reva gördüklerini görüyoruz maalesef kann ve göz yaşı (öz yurdunda garip öz yurdunda parya) Şunu iyi bilelim ki batı kendi çöküşünü geciktirmek için kendi koyduğu değerlerden bile vaz gecer zaten koymuş oldukları değerler sırf kendi menfeatları sözkonusu olduğu zamandır.

 

Ücüncü dünya diye adlandırdıklari madden geri kalmış coğunluğu da müslüman olan bu ülkeleri sömürmeleri zorlaşınca bu seferde araya fitne sokarak karışıklık cıkararak kendi emperyalist cıkarlarını korumak istiyorlar.tek dişi kalmış bu canavarı iyi tanıyalım ülkemizdeki karışıklığı ne için çıkardılar?

Eğer biz büyük oyunun ne olduğunu nerden geldiğini ve bu işe kimlerin alet olduğunu bilirsek bu tezgahı kuranlar emellerine ulaşamıyacaktır onlar kendi kazdıkları kuyuya düşecektir..

 

Bizler müslümanlar olarak içinde bulunduğumuz mübarek ayları en iyi şekilde değerlendirerek gerek manevi gereksede maddi bir silkiniş ve dik duruş segiliyerek şu yaşadığımız dünyada müslümanlarında söyleyecek bir sözlerinin olduğunu haykıralım.

 

Cenab ı mevla zalimlerin hasmı mazlumlarında dostudur.Cenabı Allah suriye mısır filistin ve diğer tüm kendi ülkelerinde zulüm gören kardeşlerimize yardım etsin dualarımız o kardeşlerimiz için olsun. Cenabı Allah onlara zafer ihsan etsin.

 

Ramazan ayınız mübarek olsun

 

 Vassalam

 

Yaşar Özdemir