Herzlich Willkommen auf www.i-stiftung.ch


Bilirim

 

1. BENDENİZ itikatta Mâturidîyim. Ehl-i Sünnetin itikatta iki imamı vardır. İmam Eş’arînin ekolü de haktır.
 2. İtikatta Ebu Hanife hazretleri de imamımdır.
 3. İslamı hayata uygulamada, fıkıh konusunda mezhebim Hanefîliktir. Diğer üç mezhebi de hak bilirim.
 4. Sahih bir itikada sahip, Şeriata, İslamın zâhir hükümlerine bağlı olmaları şartıyla bütün tasavvuf tarikatlarını hak bilirim, onlara muhabbet ederim, hiçbirini dışlamam. 
 5. Bir Ehl-i Sünnet ve Cemaat Müslümanı olarak İslam hükümlerinin dört kaynağı olduğunu bilirim: Kur’an. Sünnet, icmâ, kıyas.
 6. Sünneti tamamen veya kısmen inkar edenleri sapık ve bozuk bilirim.
 7. Meşrebleri ne kadar farklı ve değişik olursa olsun, Ehl-i Sünnet dairesi içindeki bütün ehl-i Tevhid ve ehl-i Kıble mü’minleri kardeş bilirim. 
 8. Sünnî bir Müslüman olarak, ilmi ve icazeti olmayan cahillerin Kur’anı kendi re’y ve hevaları ile yorumlayıp ondan hüküm çıkartmalarına karşıyım.
 9. Resulullah Efendimizi (Salat ve selam olsun ona) biz mü’minler için en güzel örnek, model, rehber, mürşid bilirim.
 10. Akılsız kimsenin mükellef olmadığını, Müslüman olabilmek için akıllı olmak gerektiğini, aklı eğitmek, geliştirmek, güçlü hale getirmek icab ettiğini bilirim ama aklı dinin kaynağı olarak görmem.
 11. Ehl-i Sünnet dışı bütün fırkaların, tartışmalı konularda Ehl-i Sünnete aykırı bütün inançlarının, görüşlerinin bâtıl olduğunu bilirim.
 12. Ehl-i Sünnetin “Setefterikû…” hadîsinde bildirilen Fırka-i Nâciye olduğunu bilirim.
 13. Haricîlerin, Mutezilenin, Râfizîlerin, Mücessimenin, müşebbihenin, Vehhabîliğin, Fazlurrahmancılığın, light ve ılımlı İslamcılığın, Kemalist İslamcılığın, Feminist İslamcılığın ve diğer bütün dalalet ve bid’at fırkalarının bâtıl olduğunu bilirim.
 14. Fırka-i Nâciye ile dalâlet fırkalarının eşit olmadığını bilirim.
 15. Kur’anda birleşmek için Ehl-i sünnet ve Cemaat dairesi içinde bulunmak gerektiğini çok iyi bilirim.
 16. Zaruriyat-ı diniyenin birini bile inkar ve red edenlerin küfre düştüklerini bilirim.
 17. Resulullahtan sonra eski Şeriatların hükümlerinin kaldırılmış olduğunu, zamanımızda tek hak dinin ve şeriatın İslam olduğunu aynelyakin bilirim.
 18. Ümmet birliğine inanırım ve onu isterim.
 19. İslamcılıklar Protestanlığı tefrikasına karşıyım.
 20. Ümmetin başında âlim, fakih, müctehid, âdil, râşid, muktedir, siyasetten anlayan, muhlis, muslih, muttaqi, sâlih, bilge, âbid, dirayetli, kiyasetli, firasetli, Resulullahın vekili ve varisi muhterem bir zatın bulunması ve mü’minlerin ona biat ve itaat etmesi gerektiğini bilirim.
 21. Dinî, islamî konularda hizip ve fırka taassubuna, holiganlığına, militanlığına karşıyım.
 22. Müslümanım ama İslamcı değilim.
 23. Ümmet işlerinin ehil, uzman, güvenilir kimselerle istişare edilerek (onlara danışılarak, görüş ve fikirleri alınarak) görülmesinin gerektiğini iyi bilirim.
 24. Allaha isyan konusunda yaratıklara itaat edilmeyeceğini iyi bilirim.
 25. Helalleri haram, haramları helal bilmenin küfür olduğunu bilirim.
 26. Beş vakit namazı dosdoğru kılmak farzdır, namazı terk ve ihmal etmenin küfre kadar götüren büyük bir günah olduğunu bilirim. 
 27. İhlassız ibadetlerin ve hayırların makbul olmadığını bilirim. Bir amelin sâlih olması için ihlasla yapılması gerekir.
 28. Kur’an’da kesin şekilde bildirilen hadleri kabul etmeyenlerin, bu devirde bunların hükümleri geçerli değildir diyenlerin dinden çıktıklarını bilirim.
 29. İslam Şeriatinin ahkâmının Kıyamet’e kadar yürürlükte olduğunu, başka yeni bir Şeriat gelmeyeceğini bilirim.
 30. Râsih, muttaqi, icâzetli, ihlaslı, sâlih din alimlerinin, fakihlerin, kâmil mürşidlerin; ülü’l-emr olduklarını ve Müslüman halkın İslamı onlardan öğrenmesi, onları dinlemesi, onlara itaat etmesi gerektiğini bilirim.
21.08.2016

M. Şevket Eygi


Bayramınız mübarek olsun.

 

Değerli kardeşlerim elhamdulillah bir bayrama daha kavuşmak üzereyiz.

Nerdeyse tüm islam aleminde akan kan mübarek ayda bile artarak devam etti .

Müslümanlara mübarek ayda bile saldıran bu vahşi kafirleri rabbim kahru pirişan eder inşaallah.

 

Bizler birlik olmadığımız sürece ve islam ülkelerindeki batının bu kardeşlerimizin başına diktiği bu diktatörleri def etmediğimiz sürece göz yaşı ve kan durmayacak.

Binlerce şehit veren ve ülkeleri tarumar olan gazzeli kardeşlerimize Allahtan rahmet yaralılara şifa geride kalanlara da sabır dilerim.

 

Bu kahraman her türlü övgüye layık filistinli kardeşlerimizinde bayramını ayrıca teprik eder iki cihanda saadetler dilerim.

 

Bu katliama çok cılızda olsa yasak savma kabilinden kınama ve eleştiri olsa da

sayın başbakanımız RECEP TAYYİB ERDOĞAN dan başka kimse net tavır koyarak gerek işgalci ve katil devleti gereksede ona destek verenleri açık ve net bir biçimde eleştirmemiş, ve tüm dünyayı bu olaydan haberdar edip bir çözüm bulması için de dışişleri bakanımız sayın davutoğlunu görevlendirmiştir.

 

Allahım yardımcıları olsun.

 

Değerli kardeşlerim tabiki bu olaylar yaşanırken ülkemizi de rahat bırakmıyor dış gücler, içimizdeki uzantıları ile bu gibi çıkışları durdurmak ve tekrar kendi eksenine oturtarak suya sabuna dokunmayan bir türkiye özlemekteler,

 

Dini bir cemaat olarak bilinen aslında birilerinin planlarını icra etmek için son zamanlarda her türlü gayri meşru işe soyunan bu paralelciler de bu ramazanda işi çığırından çıkararak ülkemizi ve güvenliğini dış mihraklara gammazlayarak sonunda gerçek yüzünü gösterdi.

Allah ıslah eylesin.

 

Değerli kardeşdeşlerim ramazan boyunca camimizde

Her gün iftar verildi,mukabele okundu,gazze için yardım topladık,ihtiyaçı olanlar için zekat ve fitre topladık yaşanan olaylar bizleri bir hayli üzsede hayat devam ediyor dolu dolu bir ramazan geçirdik .

 

Bu vesile ile tüm islam aleminin değerli cemaatımızın ve üyelerimizin mübarek bayramını teprik eder sağlık,sıhhät,huzur ve afiyetler dilerim.

 

BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN.

 

ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN.

 

Vassalam

 

Yaşar Özdemir


'Bin aydan daha hayırlı gece' olarak nitelendirilen Kadir Gecesi'nde Peygamber Efendimiz şu duayı okumayı tavsiye ediyor.

 

Ramazan Ayının son günlerini yaşarken heyecanla beklenen günlerden birtanesi de Kadir Gecesidir. Bin aydan daha hayırlı olan, günahların af edildiği insanların isteklerinin yerine geldiği Mübarek Ramazan Bayramı’nın yaklaşıldığını müjdeleyen O Mübarek geceyi müslümanlar, dualarla, ibadetlerle geçirilecek.

 

KUR\'AN-I KERİM KADİR GECESİNDE İNMEYE BAŞLADI

Ramazan ayının 27. gecesi "Kadir Gecesi"dir. İnsanlara dünyada ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösteren dinimizin kutsal kitabı Kur\'an-ı Kerim Peygamberimize Ramazan ayı içinde Kadir Gecesi'nde inmeye başlamış, Hz. Muhammed (s.a.s.)'e peygamberlik görevi bu gecede verilmiş ve İslâm güneşi bu gecede doğmuştur.

 

KADİR GECESİ, BİN AYDAN DAHA HAYIRLI İşte bu önemli olaylar Kadir Gecesi'ne büyük bir şeref vermiş, üstün bir değer kazandırmıştır. Kadir gecesinin bin aydan daha haylırlı olduğu Kur\'an-ı Kerim'de açıkça bildirilmiştir.

 

BU GECEDE İBADET ETMENİN ÖNEMİ Peygamberimiz de bu gecenin fazileti hakkında şöyle buyurmuştur: «Kim ki, faziletine inanarak ve mükâfatını Allah'tan bekleyerek Kadir Gecesini ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.» (63)

 

NASIL DEĞERLENDİRİLMELİ? Kadir Gecesi mü'minlere Allah Teâlanın büyük bir lütfu ve sonsuz rahmetinin eseridir. Bu gece en iyi şekilde değerlendirilmeli. Bu mübarek geceyi, Allah rızası için namaz kılarak, Kur'an okuyarak, Peygamberimize salât ve selâm okuyarak, günahlarımızın bağışlanması için Allah'tan af dileyerek, dünya ve ahirete ait dileklerimiz için dua ederek ve yapacağımız yardımlarla yoksulları sevindirerek değerlendirmeliyiz.

 

EFENDİMİZİN TAVSİYE ETTİĞİ DUA Hz. Aişe bir gün Peygamberimize: –«Ya Rasûlellah: Kadir Gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?» diye sordu. Peygamberimiz şöyle buyurdu: "Allah'ım, şüphesiz sen affedicisin, ikram sahibisin, affetmeyi seversin, beni affet." (Tirmizi, Daavat, 12) Peygamber efendimizin öğrettiği bu duayı, Kadir Gecesinde çokca okumak gerekir.

 

KADİR SURESİNDE BAHSEDİLİYOR Kadir gecesinden Mekke devrinde nazil olan ve Kur’an-ı Kerim’in doksan yedinci suresi olan beş ayetlik Kadir Suresi’nde bahsedilir. Bu surede Kur”an”ın indirildiği kadir gecesinden bahsedildiği için bu sureye Kadir Suresi denmiştir. Kadr, ‘azamet’ ve ‘şeref’ demektir. Kadir Suresinde Kur”an”ın kadir gecesinde indirildiğinden, kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğundan, kadir gecesinin rahmet ve berekete vesile olduğundan, bu sebeple insanlık için taşıdığı değerden bahsedilir.

 

KADİR SURESİNİN MEALİ: “Hakikat, biz onu (Kur’anı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin (o büyük fazl u şerefini) sana bildiren nedir? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Onda melekler ve Ruh, Rablerinin izniyle, herbir iş için iner de iner. O (gece) tan yeri ağarıncaya kadar bir selâmdır.”

Müslümanların Yürekler Acısı Hali

01 Aralık 2013 Pazar 08:10

ŞU dershaneler savaşında Müslümanların yürekler acısı haline bir kere daha gördük. Birlik, ittifak, akl-ı selim, insaf, adaletli düşünce, önce iyice düşün ve arıştır, sonra istişare ederek karar ver zihniyeti kalmamış mı diyeyim, pek az kalmış mı diyeyim.
Bu dershane savaşı (birileri bu ihtilaflı meseleyi savaş dönüştürmüştür) bir sebep değil, neticedir. Meselenin su altında kalmış, halkın çoğunun bilmediği derin sebepleri vardır. Bu sebepleri bilenler açıkça söyleyemiyor, yazamıyor.
Dershaneler, konunun ihtilafın tamamı değil, sadece bir parçasıdır. Konuyu doğru şekilde anlayabilmek için diğer parçaları, bütünü bilmek gerekir.
Halkın çoğunluğunun oylarıyla, meşru ve serbest bir seçimle iş başına gelmiş sivil bir iktidar elbette sızma hareketleriyle, saray darbeleriyle düş(ürül)meyi istemez.
Elbette düşürülme teşebbüs ve planlarını akamete uğratmak için tedbirler alır.
Yıllardan beri ülkemizde çok acayip bir satranç oynanmaktadır. Bu satrancın mahiyetini, içyüzünü bilen kaç kişi vardır?
Türkiye halkının çoğunluğu Müslümandır ama bu Müslümanlar tek bir Ümmet halinde bir ve beraber midir? Maalesef değildir.
İsrail’in, ABD’nin, AB’nin Türkiye ile ilgili emelleri, planları, hesap kitapları, stratejileri var mıdır, yok mudur? Yoktur diyen çıkarsa o bir uyurgezerdir, geri zekalıdır.
Eskiden vesayet rejimi vardı, devletimiz ABD’nin bir tür uydusu (zoraki müttefiki) idi. Süper güç Sabataycılar, Kriptolar vasıtasıyla Türkiyeyi dizginleyebiliyordu. Şimdi nisbeten demokrasi var. Bu dizginleme işi sadece Dönmelerle olmuyor. Binaenaleyh Müslümanların içine sızdılar.
Şimdi önemli soru şudur: Türkiyede İsrail, Siyonizm, ABD, Haçlılık, AB ve diğer dış güçlerle işbirliği yapan Müslümanlar var mıdır? Bendeniz vardır, bu hususta çok karineler bulunmaktadır diyorum. Birileri de yoktur diyebilir.
Bilhassa İsrail ve ABD, Türkiyenin çok ılımlı da olsa İslama kaymasından korkmaktadır. Bunu kesinlikle durdurmak istemektedirler. Bu maksatla da bir kısım Müslümanları kullanacaktılar.
Bu gidişi, birtakım Müslümanları kullanarak dizginlemek, frenlemek, hattâ durdurmak istemeleri onlar açısından gayet tabiîdir.
Eskiden bu işler askerî darbeler ile yapılıyordu. Bu yol, şimdilik kapanmıştır. Geriye sivil darbe kalmaktadır.
Başına buyruk hareket eden Başbakanı devirmek, yerine uysal, söz dinler, fantoş bir Başbakan getirmek istiyorlar.
Yine cumaya falan gitsin ama İsraile, Siyonizme, ABD’ye zarar vermesin, bir tehdit oluşturmasın.
Bugünkü iktidar nice kiliseyi restore ettirdi, yeni kiliseler yapılmasına izin verdi, hattâ Rum Ruhban okulunu açmaya hazırlanıyor ama Haçlı emperyalist güçler bu kadarına razı değiller.
Onlara göre en iyi çare uysal bir Başbakandır.
O da bir saray darbesi ile başa geçirilebilir.
Son elli altmış yıl içinde ABD nice ülkede böyle askerî veya sivil darbeler yaptırtılmamış mıdır?
Siz Gezi kalkışmasının birkaç mâsum heyecanlı gencin fevrî işi olduğunu sanıyorsanız aklınız çok kötü durumdadır derim.
Evet Türkiyede çok acayip ve tehlikeli bir satranç oynanmaktadır ve bu oyunun bir kısım piyonları Müslümandır.
Bendeniz bildiğim kadarının hepsini yazamam. Gözü kara bilen bir kişi çıksa da, şu dershaneler savaşının yüzünü astarını, su seviyesinin altındaki kısmını, mahiyetini derli toplu yazıverse. Yazıverse de, hiç olmazsa halkın bir kısmı öğrense.
Türkiyenin şu gayr-i millî Kemalist “Millî Eğitimi” kaç nesle liselerde doğru dürüst mantık eğitimi vermedi. Arada Müslüman çoğunluk da, nadir istisnalar dışında mantıksız kaldı. Az da olsa mantık kültürüne sahip olmayan kimseler sebeplerle neticeleri tefrik edemezler (ayırt edemezler).
Dershaneler sebep değil, neticedir…
(Bir soru: Acaba bilcümle dinsizler, İslam karşıtları, Şeriat düşmanları, Kemalistler, vesayetçiler, 1930’lu yılların hasretini çekenler, agresif ve yıkıcı muhalifler, en tabiî ve haklı dinî faaliyet ve hizmetlere irtica diyenler; şu dershane konusunda niçin belli bir tarafı heyecanla, canla başla, var gayretleriyle desteklemektedirler? Dün kara dediklerine bugün niçin ak diyorlar? Herkes bu sorunun cevabını düşünsün. Bu dinsizler hidayete mi geldiler, yoksa seçimle gelmiş iktidarı zayıflatıp yıkıp eski günlere mi dönmek istiyorlar?)

Islam ülkelerindeki şiddet katliam ve kaos tam hızıyle devam ediyor.

 

Ak ve Kara

 

 23.08.13

Islam ülkelerindeki şiddet katliam ve kaos tam hızıyle devam ediyor.

Anlaşılan bu başımıza gelenler bir plan çerçevesi içinde vakti ve saati geldiği zaman içra edilmektedir islam coğrafyasında.

 

Onlara göre aşırı ve karşı tepkilere görede hiç ummadık yerlerde olaylar çıkarıp hemen B planını devreye sokuyorlar.

 

Dikkatleri oraya çekiyorlar yada biz hertarafta varız havasını yayarak dünyanın önündede insancıl tavır takınarak güya herkesi ılımlı ve itidallı olmaya davet ediyorlar.

Bu son 20 30 yıldır biraz kendine gelerek kıpırdama gösteren islam ülkelerinde. oynadıkları oyunlarda ve akabinde defalarca müşade etmiş olduk,

iletişim araçlarının gelişmesiyle de bu oyunlar çok çabuk açığa çıkmaktadır

yüzlerindeki maskeler daha çabuk düşmektedir.

içimizdeki müslüman görünüp halkın tüm değerlerine düşman olan batının piyonluğunu üstlenerek kendi halkını sömüren ve sömürttüren bu sülüklerin tahtları sallandıkca katliammın dozunu artırıyorlar.

 

Atalarımız domuzdan post gavurdan da dost olmaz demişler.Bizim ilk işimiz içimizdeki domuzları tespit etmektir ve temizlemektir.

islam ülkelerine sistem empoze eden batı aslında irtibatı devam ederek silah ve mal satarak hem kontrolu elinde tutuyor hemde ülkelerimizdeki islami yükselişi engellemeye çalışıyorlar batıdaki ekonomik çöküntü bunların barbarlıklarınıda o nisbette artırmaktadır kabakda tabiki müslümanların başına patlıyor, ama mızrak çuvala sığmaz oldu deniz bitti sonlarını görmeye başladılar elhamdulillah.

 

Başbakanımız sayın Erdoğan Türkiye olarak bu katliamlara karşı çıkan ve açilen bir şeylerin yapılmasını isteyenlerle gerek ülkeler bazında gerekse de islam ülkelerinde öne çıkan alim ve liderleri toplayarak bir durum değerlendirmesi yaparak yol haritası çıkarmalıdır.

ve hiç bir sınır tanımadan bu katliamların gerçekleştiği ülkelere müdahele etmelidir. önde görünen BM NATO AB ABD gibi ülke ve kuruluşların niyetlerini daha ne kadar test edeceğiz ak ve kara daha ortaya çıkmadımı.

islam ülkeleri olarak bildiğimiz ülkeleri ve yöneticilerinin bu olaylardan sonra bizimle aynı duygu düşüncede olmadıkları ayan beyan ortaya çıkmıştır kimisi müslümanlar öldükçe ellerini oğuşturuyor kimiside katliamın devamı için kesenin ağzını açmaktadır ne yazıkki

Bu böyle gitmeyeçek er veya geç inanalar galip geleçektir bu Rabbimizin müslümanlara vaadidir biz inaçlarımızı kontrol edelim.

 

Rabbimden mısır suriye ve tüm diğer islam ülkelerindeki şehitlrimize rahmet yaralılara açil şifalar geride kalanlara da sabrı cemil dilerim dualarımız o kardeşlerimizle.

 

Vassalam

 

Yaşar Özdemir

 

Bayramınız mübarek olsun

 

08.08.2013 Zürich

 

Değerli kardeşlerim muhterem cemaatımız bu gün bayram, hem sevincliyiz hem de hüzünlü bir cok bayramlarda olduğu gibi bu bayramımız da öyle geciyor .

 

Ramazan ın sıcak yaz aylarına gelmesi hasebiyle nisbeten uzun da olsa elhamdulillah güzel bir mübarek ay gecirmiş olduk. Değerli Avni şahin hocamızın da ramazan boyunca aramızda olması ve doyurucu sohbetleri ile bizlere eski ramazanları hatırlatarak ibadetlerimizden daha ayrı bir tat almamızı sağlamıştır, Allah kendisinden razı olsun.

 

Muhterem cemaatımız Ramazan ayı boyunca camimizde bir iki gün dışında devamlı iftar verildi hanım kardeşlerimiz de gerek iftarlara gerekse de teravihnamzlarına katılarak bu ayın feyzinden ve bereketinden istifade etme imkanı bulmuşlardır.

 

Dünyada gerek mahiyeti gerekse de insanların ilgisi bakımında islam ve müslümanlar hep gündemdedir müsbet veya menfi.müslümanlar üzerine giydirilen deli gömleğini çıkarmak için uğraştıkca şer güçlerde şeytanın avaneleri içde ve dışta boş durmuyorlar durmadan engel çıkarıp fitne tohumu ekmekteler .

 

Arap baharı diye adlandırılan gelişmeler müslümanların lehine gibi bir istikamet alır gibi olunca kendi kıriterlerini unutan batı ve islam ülkeleri diye bildiğimiz piyonlarıda alenen yanlarına alarak müslümanların kutsal saydığı aylarda bile katliam yapmaktan geri durmadılar.

 

Belki bu gelişmeler dünyadaki gidişatın, insanların, yönetimlerin, ve müslüman görünenlerin ne olduklarını ortaya çıkarıyor ama çok da pahalıya mal oluyor çünkü ödenen bedel maalesef müslümanların kanı.

 

Şunu iyi bilelim ki batının ayakta kalması için elinde tek dal islam düşmanlığı kalmıştır, bu olmazsa kendininde yaşama amacı elinden gidecektir.batı silah satmak düşman gördüğü müslümanları kendine kafa tutmayacak bir şekilde birbiriyle uğraşarak zayıf bir durumda batını güdümünden çıkmadan piyon olarak kalmalarıdır.

 

Gerek suriyede gerekse de mısırdaki ve diğer islam ülkelerindeki mücadele devam edecek o şanlı direnişi devam ettiren kardeşlerimize selam olsun, onlar ellerine silah almadan dik durarak katliama uğrasalarda metanetlerini bozmadan mücadele vermekteler dua larımız onlarla Allah yardımcıları olsun firaunlar kaybetmeye mahkumdur, biz musanın tam tarafı olalım yater.

 

Wassalam

 

Yasar Özdemir


HOŞ GELDİN YA ŞEHRİ RAMAZAN

 

Değerli müslümanlar Ramazan ayınız mübarek olsun

 

Rabbimize ne kadar şükretsek azdır bizleri bu mübarek aylara kavuşturduğu için.

 

Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluştur. Bu ayda emri altındakilerin yükünü hafifleten - onlara yumuşak davranan - kimseyi Allah Teâlâ bağışlar ve onu cehennem azabından korur.

Içinde bin aydan daha faziletli kadir gecesini barındıran bu mübarek Ramazan ayı Tüm insanlığa müslüman kardeşlerimize ve ülkemize hayırlar getirsin inşAALLAH .

 

Muhterem kardeşlerım ve değerli Cemaatımız isviçre islam cemiyetleri federasyonu olarak camimiz de Ramazan ayı boyunca her gün öğle namazına müteakip mukabele okunacaktır erkek ve hanım kardeşlerimiz takip edebilirler. Her akşam teravih namazından yarım saat önce hocalarımız tarafında vaaz u nasihat yapılmaktadır.

 

Her Ramazan olduğu gibi camimizde ülkemizde ve diğer yerlerdeki ihtiyaç sahiplerine ve talebelere ulaştırmak üzere zekat ve fitre toplamaktayiz.

 

GÜNCEL

 

Maalesef nerdeyse tüm islam ülkelerinde mübarek aylarda bile kan akmaya devam etmektedir Demokrasi diye diye müslümanları demokrasiye ikna ettiler, bu seferde kendileri sömürü çarkını devam ettiremiyeceklerini anlayınca tekrar dikdatorluğa sarıldılar. Atalarımız ne demiş domuzdan post gavurdan dost olmayacağını alenen görmüş olduk.

Haq batıl mücadelesi tabiki kıyamete kadar devam edecek lütfen bizler safımızı belirleyelim HAQ dan mı? batıldanmı?yoksa nemelazımcılardanmıyız?

 

içinde bulunduğumuz bu mabarek aylarda lütfen nefis muhasebesi yapalım. Gözümüzün önünde daha dün gibi yakın bir zamanda senelerce dikta rejimlerinin altında inim inim inleyen mısırlı kardeşlerimize kendi koymuş oldukları sisteme göre tek başına iktidar oldukları halde neyi reva gördüklerini görüyoruz maalesef kann ve göz yaşı (öz yurdunda garip öz yurdunda parya) Şunu iyi bilelim ki batı kendi çöküşünü geciktirmek için kendi koyduğu değerlerden bile vaz gecer zaten koymuş oldukları değerler sırf kendi menfeatları sözkonusu olduğu zamandır.

 

Ücüncü dünya diye adlandırdıklari madden geri kalmış coğunluğu da müslüman olan bu ülkeleri sömürmeleri zorlaşınca bu seferde araya fitne sokarak karışıklık cıkararak kendi emperyalist cıkarlarını korumak istiyorlar.tek dişi kalmış bu canavarı iyi tanıyalım ülkemizdeki karışıklığı ne için çıkardılar?

Eğer biz büyük oyunun ne olduğunu nerden geldiğini ve bu işe kimlerin alet olduğunu bilirsek bu tezgahı kuranlar emellerine ulaşamıyacaktır onlar kendi kazdıkları kuyuya düşecektir..

 

Bizler müslümanlar olarak içinde bulunduğumuz mübarek ayları en iyi şekilde değerlendirerek gerek manevi gereksede maddi bir silkiniş ve dik duruş segiliyerek şu yaşadığımız dünyada müslümanlarında söyleyecek bir sözlerinin olduğunu haykıralım.

 

Cenab ı mevla zalimlerin hasmı mazlumlarında dostudur.Cenabı Allah suriye mısır filistin ve diğer tüm kendi ülkelerinde zulüm gören kardeşlerimize yardım etsin dualarımız o kardeşlerimiz için olsun. Cenabı Allah onlara zafer ihsan etsin.

 

Ramazan ayınız mübarek olsun

 

 Vassalam

 

Yaşar Özdemir


Bugün "Üç Aylar" başladı

 

Bugün, mübârek üç ayların ilki olan Receb-i şerîfin birinci günüdür. [Dün gece de, Recebü'l-ferd ayının ilk gecesi idi.] Bu ve müteakip aylar içerisinde, mübârek gün ve geceler çok yoğun olarak bulunmaktadır. Yani bugünden i'tibâren, mübârek gün ve gecelerin çok kesîf olarak bulunduğu büyük bir manevi atmosfere girmiş bulunuyoruz. Bilindiği üzere, bazı mekânlar emsâlinden çok daha mukaddes, bazı insanlar akrânından çok daha muhterem olduğu gibi, bazı zamanlar da benzerlerine nazaran çok daha kudsî, mukaddes ve mübârektir. Halkımız arasında "Üç Aylar" diye anılan "Recebü'l-ferd", "Şa'bânü'l-muazzam" ve "Ramazânü'l-mübârek" aylarının, İslam dininde özel yerleri vardır. Bunlardan birincisi olan Receb, Alahü teâlânın ayı; ikincisi olan Şa'ban, Peygamber Efendimizin (sallallâhü aleyhi ve sellem) ayı; Ramazân-ı şerîf de ümmet-i Muhammed'in ayı olarak bilinmektedir. Üç ayların ilki olan Receb-i şerîf ayı, dünyâya gönderilen ilk insan ve ilk peygamber Âdem aleyhisselam'dan beri kıymetli olup içerisinde mübârek "Regâib" [Receb'in ilk Cuma gecesi] ve "Mi'râc" [Receb'in 27. gecesi] kandillerini ihtivâ etmektedir. "Berât" kandilinin [14 Şa'bân'ı 15'e bağlayan gece] bulunduğu Şa'bân ayı, Receb ile Ramazan ayları arasında bir köprü mesâbesindedir. Nasıl ki Cuma günü günlerin efendisi ise, dört gözle beklenen, Ramazan ayı da ayların sultânıdır.

 

 RECEB AYININ FAZîleti Receb-i şerîf ayı, hürmet edilmesi gereken 4 kıymetli aydan [harâm aylardan] birisidir. Bir âyet-i kerîme meâli şöyledir: "Allah'ın, gökleri ve yeri yarattığı günden beri, ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü, harâm [hürmetli] olan aylardır." [Tevbe, 36] Resûlullah Efendimiz, Receb ayına çok değer verir ve "Ya Rabbî, Receb ve Şa'bânı [ayların] bizler için mübârek kıl ve bizi Ramazâna eriştir" diye duâ ederdi. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: "Harâm aylar, Receb, Zi'l-ka'de, Zilhicce ve Muharrem aylarıdır." [İbn-i Cerîr] "Receb ayında Allah'a çok istiğfâr edin; çünkü Allahü teâlânın, Receb ayının her vaktinde Cehennemden âzâd ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler vardır ki, oralara ancak Receb ayında oruç tutanlar girerler." [Deylemî] "Receb ayında, takvâ üzere bir gün oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip 'Yâ Rabbî! Onu mağfiret et' derler." Receb ayının ilk Cuma gecesine "Regâib Gecesi" denir. Hadîs-i şerîflerde buyuruluyor ki: "Şu beş gecede yapılan duâ geri çevrilmez. Regâib gecesi, Berât gecesi, Cuma gecesi, Ramazân ve Kurbân bayramı geceleri." [İbn-i Asâkir] "Receb'in ilk Cuma gecesini [Regâib gecesini] ihyâ edene, kabir azâbı yapılmaz. Duâları kabûl edilir. Yalnız, yedi kimsenin duâsı kabûl olmaz: Fâizci, Müslümânları aşağı gören, ana-babasına eziyet eden, Müslümân olan ve dînin emirlerine uyan kocasını dinlemeyen kadın, çalgıcı, livâta ve zinâ eden, beş vakit namazı kılmayan." [Bunlar, günâhlara devâm ettikleri müddetçe duâları kabûl olmaz demektir. Bu kişiler de, yaptıkları bu işlerden pişmân olup tevbe ederlerse, onlar da affa uğrarlar.]

 

MÜBâREK GECELER Bereketli, hayırlı, faydası bol, feyizli demek olan "mübârek" sıfatıyle sıfatlanan ve İslâm dîninde kıymet verilen on gece vardır ki, bunlar, Hicrî-kamerî sene içerisindeki yerlerine göre [kronolojik sıra itibariyle]; 1 Muharrem ve 10 Muharrem (Aşûre) geceleri, Mevlid gecesi, Regâib ve Mi'râc geceleri, Berât gecesi, Kadir gecesi, Ramazân Bayramı gecesi, Arefe ve Kurbân Bayramı geceleridir. Böyle ayların, cemiyet hayatımızda çok özel yerleri vardır. Bu aylardaki mübârek gün ve gecelerde çocuklar, gençler, olgunlar ve yaşlılar grup grup camilere doluşurlar, büyük bir huşû içerisinde namazlarını edâ ederler. Bütün Müslümânlar birbirlerinin gecelerini tebrîk ederler, daha sonra âile büyükleri, eş-dost, akrabâ ve komşuları ziyâret ederek, büyüklerin ellerini öpüp duâlarını alırlar. Böyle gün ve geceler sevgi ve saygının artmasına vesîle olur. Yine bu aylardaki güzel âdetlerimizden biri de, yetîmler, fakîrler, garîpler ve çocukların sevindirilmeleri, yardıma muhtâç kimselere yardım ellerinin uzatılması, ictimâî yardımlaşma ve dayanışmanın tezâhür etmesidir...


İmanlı Gençlik

Bir “Kurtuluş Savaşı” masalı



M. Emin Parlaktürk 

parlakturk@yahoo.com                                                                         22.12.2012 

 

Yönetici İlkeleri

 

"Yöneticiliğin kitabı yoktur" derler ama, yine de "iyi bir yönetici nasıl olur?"

sorusuna ciltler dolusu kitaplar yazılmıştır.

Bir önceki yazımızda, eski bir valinin kaymakamlık kursunda verdiği bir derste;

"iyi bir kaymakam olmanın olmazsa olmaz üç şartı" olarak saydığı özellikler,

bazı okuyucularımızın dikkatini çekmiş.

Ne devlete ne halka ne de mesleğe hiç katkısı olmayan bu gayr-ı ahlaki özelliklere

mukabil, yöneticilerde bulunması gereken özelliklerin ne olduğunu bizim

saymamızı isteyenler oldu. Bu yazımızda da, onların taleplerini yerine getirelim

istedik.

Kamuda, resmi ve özel sektörde görev yapan yöneticilerde hangi özellikler

bulunmalı, birkaç maddede sıralamaya çalışalım.

Bu sıralayacağımız özellikler sadece kaymakamlar için değil, tüm resmi, idari, mülki,

askeri erkan için geçerli olduğu gibi, özel sektörde görev yapan yöneticiler için de

geçerlidir.

1-Yönetici ahlaklı olmalı: İş ve meslek ahlakına bağlı, evrensel ve fıtri ahlak ilkelerine

ve vicdani muhasebeye sahip olmalıdır.

2-Esnek uzman olmalı: Günümüz dünyasında sadece bir konuda uzman olmak

yetmiyor, hayatı ve dünyayı ilgilendiren diğer konularda da yeterli bilgi sahibi olmalı

ve bilgisini geliştirip zenginleştirmelidir.

3-Küresel, evrensel olmalı: Gelişen dünyada kendi kabuğuna çekilmek, yenilgiyi

kabul etmektir. Yönetici, birden fazla dil bilmeli, ufku geniş ve farklı düşüncelere açık

olmalıdır. Bilgi ve hikmeti yitik malı gibi görmeli, nerede bulursa ondan yararlanmaya

çalışmalıdır.

4-Vizyon sahibi olmalı: Bulduğu gibi yönetmek, sıradan yöneticiliktir. Vizyoner yönetici;

yenilikçi, üretken ve etkilidir. Bir günü diğerine eşit olmayan atılımlarla organizasyon-

larını geleceğe göre düzenler.

5-Akıllı ve sağduyulu olmalı: Yönetici; dayatmacı değil, uyumlu ve uzlaşmacıdır. Aklını;

çalışmak, verimlilik, güvenilirlik ve istekli olmaya dayanan sağduyu ile destekler.

Daima olumlu ve iyi niyetlidir.

6-Bilgisayar ve teknolojiye aşina olmalı: Enformasyon teknolojisini bilmeyen, internet

dünyasından ve sosyal medyadan habersiz bir yönetici, eskilerin okur-yazar olmayanı

gibidir. Çevresine karşı kör ve sağır kalır, problemlere çözüm üretemez.

7-Ekip lideri ve takım oyuncusu olmalı: Başarıda ekip çalışması şarttır. Herkes, bu ekibin

 oyuncusu olduğunu bilmeli, ortak akla hizmet etmeli, ama lider/yönetici; hem takım

oyuncusu hem de yönetici kaptan olarak görev yapmalıdır.

8-Girişimci olmalı: Yönetici daima yön veren, yönlendiren, işleri başlatan kişidir. Pasif,

ürkek ve korkak değil, aktif, cesur ve ataktır.

9-İnsan ilişkileri iyi olmalı: Yönetici; hangi işi yaparsa yapsın, her zaman insanlara

muhataptır. Bu sebeple insanlarla ilişkileri hep iyi, sürekli ve istikrarlıdır.

Kısaca özetlediğimiz bu özelliklere, insan kişiliğini ve bilgisini geliştiren, devleti

ilerletip yücelten ve halkın maddi/manevi refahını yükselten daha başka maddeler

de eklenebilir.

Ancak bunların içine, CHP zihniyetli emekli Vali'nin dediği gibi; ne "pik enpas'ı

tutturmak", ne "elinden rakı kadehini düşürmemek", ne de "iyi zamparalık yapmak",

bir özellik olarak sayılabilir! Aksine, bu üç özellikle ancak şahsiyetler sefalete,

devletler felakete, halklar da cehalete sürüklenirler! Bunun dışında bir sonuç ortaya

çıkmaz!

Allah'a hamdolsun ki, bu zihniyetin iz ve tesirleri yavaş yavaş silinmekte, yerini

yukarıda sayılan özelliklere sahip bir nesil almaktadır.

Ülkemiz, bu yeni neslin omuzlarında yükselecek ve inşallah bu nesille büyük Türkiye

yeniden inşa edilecektir.

twitter.com/parlakturk
facebook.com/vaktulemin